Yapmayın allah aşkına! Beslemeyin bir kafeste derdinizi. Yedirmeyin ruhlarınızı, Canavarlaştırmayın onu.
Biz ki, "melankolik"liğin üzerine dantel örtü koyup sergileyen,baş tacı eden yaratıklarız. İçimize kapanıverdiğimiz her an, mumları yakar, kahve içer,yağmur seyreder, kitap okur, enstürmantel bişiler dinler moda gireriz... Ağlamaya ya da -ağlamamaya- ciddi bir ritüel oluştururuz. Hatta ( hep gülmüşümdür) işimiz gücümüz başımızdan aşkından bu ritüellerin hayaline dalarız ,ki iyi bile gelir. halbuki bir süre önce sevgilinizden ayrıldığınızda girmiştiniz o ruhani çukura-hatırlamazsınız bile-
Demem o ki,
Alışkınız derde sıkıntıya.
Pek lezzetli yapabiliyoruz kısık ateşte soteleyip acıları.
bir tutam
sakinlik,
tepeleme bir kaşık vurdumduymazlık,,
göz kararı kabullenmişlik ile
tellilerden solo bir şey açın bakalım?
ohh değmeyin kederime :)))))
elif çetin

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder